ANAL DÖNEM
İkinci gelişim dönemi olan anal dönem , 1-3 yaşlarını kapsamaktadır. Bu dönem idrar ve dışkı çıkarma ile ilgilidir.
Besin maddesi sindirildikten sonra atıkları barsağın sol bölgesinde birikir ve anüs kasları üzerinde belirli güçte bir basınç yaptığında dışarıya atılır.
Çocuk ,bu dönemde kendini ve çevreyi kontrol etmeyi öğrenir. Sinirli ,hoşgörüsüz ve cezalandırma yoluyla tuvalet eğitimi veren anne-baba ya da bakıcılar , çocuğun bu döneme bağımlı kalmasına neden olurlar.
Bu durumda , daha sonra öğretmenlerin çözümlemeleri gerekecek davranış bozuklukları meydana gelebilir. Bu tür davranışlardan bazıları, aşırı düzenlilik ya da aşırı dağınıklıktır
4 Nisan 2008 Cuma
ANAL DÖNEM
ORAL DÖNEM
ORAL DÖNEM
Bu dönem 0-1 yaş arasındaki bebeklik dönemini kapsar. Oral dönemde Temel haz kaynağı emmedir.
Emme, pasif ve bağımlı bir davranıştır. Freud’a göre ,anne yerine geçen yetişkin tarafından çocuğun memeden erken kesilmesi , ya da aksine çok uzun süre emzirilmesi ,onun bu döneme bağımlı olmasına neden olmaktadır.
Emme ihtiyacı ,daha sonraki yaşamında da sürmektedir. Örneğin ; Öğrencilerin sinirli ve gergin olduğunda tırnak yemeleri,Freud’un oral bağımlılık olarak tanımladığı durumun bir göstergesidir. Bu dönemde , çocuklar bakımlarının yapılmasından ve emmekten zevk alırlar;gerçekten de , baş parmaklarını ya da ulaşabildikleri her şeyi ağızlarına koyarlar.
Oral dönem bebeğin annesine en bağımlı olduğu ve onun bakımına en çok gereksinim duyduğu dönemdir.
KİŞİLİK GELİŞİMİ - FREUD
KİŞİLİK GELİŞİMİ
Freud , bu yüzyılın başında, zamanına göre devrimsel nitelik taşıyan kişilik gelişimi kuramı sunmuştur. Freud ; gelişimi bakımından ilk çocukluk yıllarındaki yaşantıların önemini vurgular.
Freud ‘un kuramı , psikoanalitik kuramlardan biridir. Bu kurama göre , normal gelişimin sağlanması için , gelişimin sağlanması için gelişimin her döneminde bireyin temel ihtiyaçlarının doyurulması gerekmektedir. Eğer temel ihtiyaçlar karşılanmazsa kişilik gelişimi engellenir. Freud ,kişilik gelişimini çeşitli dönemlerle açıklamıştır.
Her dönem belli kritik gelişimi kapsamaktadır. Bir dönemdeki ihtiyaçlar karşılanmadığı taktirde o döneme aşırı bağımlılık meydana gelmekte ; sonraki aşamada meydana gelecek kişilik gelişimini engellemektedir. Freud’ a göre ilk dönemlerde ihtiyaçların karşılanması engellenen birey ,daha ileri yaşlarda bu ihtiyaçlarla ilgili olarak normal olmayan bazı davranış biçimleri gösterir.
Çocukların ana- baba ve öğretmenleriyle etkileşimlerinin niteliği ,onların ihtiyaçlarını karşılamalarına ve gelişim dönemlerini sağlıklı olarak atlatmalarına yardım eder. Freud’un psikoanalitik kuramı psikoseksüel gelişimi her biri yeni bir sosyalleşme sorunuyla nitelenen beş temel döneme ayırmıştır.
ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK
ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK
• Gözden geçirilmiş öğrenilmiş çaresizlik modelinde, çaresizlik belirtilerinin süreğen olması durumunda süreğen (chronic) terimi yerine “değişmez” (stable) ve kısa süreli olması durumunda da “değişebilir” (unstable) terimlerinin kullanılması daha uygun görülmektedir. Abramson, Seligman ve Teasdale (1978) çaresizlikte değişmez faktörlerin daha uzun süreli olduğunu ve tekrar edici (recurrent) özellik gösterdiğini değişebilir faktörlerin ise daha kısa süreli olduğunu ve geçici özellikler gösterdiğini belirtmektedirler.
Örneğin, olumsuz bir olaya maruz kaldığında bireyin bu durumu
(a) kontrol edecek yetenekten yoksun olma (içsel-değişmez faktör)
(b) çaba göstermeme (içsel-değişebilir faktör)
(c) maruz kalınan durumu kontrol etmenin zorluğu (dışsal-değişebilir faktör) veya
(d) şans ya da kader (dışsal-değişebilir faktör) durumlarından herhangi birisiyle açıklaması mümkün olur.
• Abramson, Seligman ve Teasdale (1978) çaresizlik belirtileri gösterme konusunda bireysel farklar olduğunu belirtmişler ve olumsuz bir duruma maruz kaldığında bu durumu içsel, değişmez ve genel bir nedensel yükleme biçimiyle açıklayan bireylerin tam tersi bir nedensel açıklama yapan bireylere göre daha çok çaresizlik belirtileri gösterdiklerini iddia etmişlerdir. Araştırmacılara göre bu bireyler olumlu durumlarda ise tam aksine dışsal, değişebilir ve duruma özel bir nedensel yükleme biçimini kullanmaktadırlar.
• Özet olarak, gözden geçirilmiş öğrenilmiş çaresizlik modeline göre (Abramson, Seligman ve Teasdale 1978) davranış-sonuç arasındaki kontrol yokluğunu içsel, değişmez ve genel bir nedensel yükleme biçimiyle açıklamayı alışkanlık haline getirmek, yaşamın bir çok alanında daha uzun süreli çaresizlik yaşantılarına neden olmaktadır.
• Öğrenilmiş çaresizlik modelinin nedensel yükleme modeline dönüşmesini izleyen yıllarda Peterson ve Seligman (1984) yükleme biçimi (attributional style) yerine çaresiz açıklama biçimi (helpless explanatory style) terimini kullanmaya başlamışlardır. Açıklama biçimi, bireyin özellikle olumsuz durumlara yönelik tepkilerini etkileyen bir bireysel özellik olarak ele alınmıştır.
• Heider (1958) ve Weiner’in (1974) çalışmaları sonucu ortaya çıkan yükleme kuramına göre birey, dış dünyayı bir nedensellik düşüncesi içinde algılamakta ve davranışları, bir neden-sonuç ilişkisi içinde ele almaktadır. Yükleme kuramı, bireyin davranışını iki nedensel kaynaktan birisine; kendisine veya dışsal etmenlere yüklediğini belirtmektedir. Öğrenilmiş çaresizlik kuramının bir nedensel yükleme kuramına dönüştürülmesinden sonra (Abramson, Seligman ve Teasdale 1978) öğrenilmiş çaresizlik kuramı, bireyin, bir kontrolsuzluk durumuna maruz kaldığı zaman bu duruma nedensel bir açıklama getirdiğini iddia etmekte, bu nedensel açıklamanın biçiminin de bireylerde çaresizlik belirtilerinin ortaya çıkıp çıkmamasına neden olduğu belirtilmektedir.
Ayrıca, bireyin çaresizlik yaşantısında, maruz kaldığı durumun özelliklerinden daha çok bu duruma getirdiği açıklama ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle, Peterson ve Seligman (1984) yükleme biçimi yerine açıklama biçimi teriminin kullanılması gerektiğini belirtmişler ve bunu bireysel bir farklılık olarak değerlendirmişlerdir.
Sonuç olarak, gözden geçirilmiş öğrenilmiş çaresizlik modeli, (Abramson, Seligman ve Teasdale 1978) kontrolün olmaması durumunu içsel, sürekli ve genel nedenlerle açıklama konusundaki alışkanlığın, bireylerde çaresizlik yaşantısına neden olduğunu öne sürmektedir.
0 – 6 YAŞ GELİŞİM DÖNEMLERİ
0 – 6 YAŞ GELİŞİM DÖNEMLERİ
0-1 AYDA
Yüzü koyun yatırıldığında başını kontrol etme çabası içindedir.4.haftada tutabilir ve kaldırabilir.Eli kapalıdır.Avucunun içine küçük bir nesne dokundurulduğunda sıkıca yakalar.
Yüksek sese tepkide bulunur.
Göz,yakın bir nesne üzerine kısa süre sabitleşebilir.Parlak renkler ve şematik şekiller üzerinde,gözün biraz daha fazla kaldığı izlenebilir.
Tatlı,tuzlu,ekşi,acı besinleri ayırt edebilir.
1-4 AYLARDA
Omuz ve baş kontrolü görülmeye başlar.
3. ve 4.aylar içinde desteklendiğinde kısa bir süre oturabilir.Başını dik tutabilir.Kollarına dayanarak doğrulabilir.
Görme duyusu gelişmiştir.Yatay hareket eden nesneleri izleyebilir.Göz ilgisini çeken nesneler üzerinde daha uzun süre kalır.
Görme ve işitmenin işbirliği görülür.Sesin geldiği yöne bakar.
Çevreye ilgi artar,ayak seslerine beslenme,banyo gibi hazırlıklara tepki verir.
sosyal gülme 2. ay sonunda görülür.
Esas sesleri taklit etme yeteneği gelişmiştir.
Yakaladığı bir hareketi durmadan tekrar eder.
Çıngırağı hızla sallayınca ses çıkardığını fark eder.Avuç içi ile yakalar.Herşeyi ağzına götürür.
Eller hafif açıktır.
4-10 AYLARDA
Sırt üstü durumundan yan yatmaya geçebilir.Emekleme denemesi 5. ayda görülür.7. ayda,sürünme ve emekleme gelişir.8.ayda tam dönüş görülür.
Uzatılan nesneyi yakalamaya çalışır.6.ay içinde terredütlü yakalama görülür.8,9.aylarda iki küpü bir araya getirebilir. Ustaca yakalama 9. ayda görülür.Aynı ay içinde hangi elini seçtiğini belli edebilir. Sonra bu eli değiştirebilir.
Katı mamaları,4.ayın sonu ve 5.ay içinde yiyebilir.
Anlamlı sesler ve heceler çıkarmaya başlar,taklit yeteneği gelişmektedir.
Destekle oturabilir.Omuz ve baş konturolü gelişmiştir.7.ay içinde desteksiz oturma görülür.
Yardımla ayakta durabilir.Tutunarak durma 9. ve 10. ayda görülür.Emeklemede ustalaşmıştır.
Göz ve el koordinasyonunun başlangıcı 4. aya raslar.
6.ayb içinde tanıdık ve yabancı yüzleri ayırt etme başlar.Seçicilik görülür.
Objeleri bir elinden diğerine geçirebilir.(Çocuklar genellikle9-12.aylar arası hangi ellerini kullanmak üzere seçtiklerini belli ederler.İki yaşına kadar sağ elini kullanmasına yardım ve özendirme söz konusu olabilir,oyuncağı sağ eline uzatmak,sağ elini rahat kullanacağı bir biçimde oturtmak gibi-ikinci yaştan sonra,sol elini seçtiğini ortaya koyarsa herhangi bir karışma zararlı olabilir.)
10-12 AYLARDA
Yardımsız ayağa kalkabilir.Tutunarak yürür.Erken yürüme görülebilir.Ortalama yürüme zamanı 13-15 aylar arasıdır.
Yatma durumundan oturmaya geçebilir.Düşmeden,eğilebilir.
Çevrede gördüğü davranışları taklit edebilir.
Parmaklarını deliklere sokmaya çalışır;halkaları yakalar.
Yetişkinlerin sallanarak ve vurarak yaptığı oyunlardan zevk alır.
Üç küpü yan yana getirmeye çalışır.
Ulaşmak istediği nesneyle arasındaki engeli kaldırabilir.Amaç-sonuç bağlantısını kura bilmektedir.Bu ilk zeka belirtisidir.Nesneleri son kayboldukları yerde değil,ilk denemede bulduğu yerde arar.
Topu karşısındaki kilşiye atma denemeleri yapar.
Önceden anlama,kestirme görülür.Annenin kalkmasının onun gideceğine işaret olduğunu sezinlerve ağlayabilir.
Yabancılardan çekinme ve korkma görülür.
Kendini besleme isteği gösterir.Kaşığı kullanmak ister.
Kahkaha ile gülebilir.Sevgi gösterir.
İki Yaş Çocuğunun Gelişim Özellikleri
İki yaş çocuğu en iyi şekilde koklama, tatma, dokunma, duyma ve görme duyuları yoluyla öğrenebilir. Çok meraklıdırlar ve her şeyi araştırıp keşfetmek isterler. Çok cesaretlidirler ve onların bu araştırıcı doğaları yetişkinleri korkutabilir. Bu nedenle, kısıtlanmaksızın denetlenmeleri gerekebilir. Dikkat süreleri 2-5 dakika gibi çok kısadır. Ancak bir şey onlara çok ilginç gelirse daha uzun bir süre etkinliğe katılabilirler. Bu dönemde çocuklar sık sık "hayır" kelimesini kullanır ve hatta çok hoşlandığı birşeyi isteyip istemediği sorulduğunda dahi hayır diyebilirler. Bu nedenle onlara "yemek için hazır mısın?" diye sormak yerine, "öğle yemeği zamanı" diye belirtebiliriz.. İki yaşındaki çocuk ancak iki-üç kelimelik cümleler kurabilir. Bu dönemde merak duygularının da bir sonucu olarak, sık sık "ne, niçin, nerede" gibi sorular sorarlar. Ancak onlar konuştuklarından daha fazla kelimeyi anlayabilirler.
Zihinsel Gelişim Özellikleri
Yapılabilecek Aktiviteler
Şekilleri yerleştirebilme
Çocukların rahatlıkla alıp kullanabilecekleri yerlere oyuncaklarını yerleştirmelerini saglama
İçerisine şekilleri yerleştirebilecekleri şekil kutuları verme Sınırlı ilgi süresi
Çocuklara 2-5 dakika sürecek kısa hikayeler okuma
Çocuklarla şiir ve parmak oyunları tekrarlama Yetişkini taklit
Çocukların kullanabilmeleri amacıyla, dramatik oyun köşesinde şapka, çanta, küpe gibi aksesuarlar bulundurma
Çocukların kendilerini görebilecekleri yerlere aynalar asma
18-24 AYLAR
Sandalyede rahatlıkla oturabilir.
Elinden tutulduğunda,merdivenleri inip-çıkabilir.Tek ayak üstüne atlayabilir.Atlamada iki ayağını birden kullanamaz.
Koşabilir;ancak ani dönüşlerde dengesini kaybeder.
Kaşığı doğru tutar ve ağzına götürebilir.
Araç kullanarak,ulaşmak istediği nesneyi yakalayabilir.
Tekerlekli arabayı çekebilir.Topa tekme vurabilir.
Bebeğinin gözünü,kulağını,ağzını v.b organlarını gösterebilir.
Bazı nesneleri veya canlıları resimlerinden tanır ve gösterir.
Objelerle ilgili etkinliklerde,yatay kavramına doğru bir yöneliş izlenir.
Doğrudan algı alanında olmayan,ancak daha önce gördüğü bir olayı,taklityoluyla,ortaya koyabilir.
İlgi alanında dikkat topalama ve hatırlama süresi,yaklaşık 15 dak.dolaylarındadır.
Yeni etkinlikler dener;beceremediğinde,önce ustalaştığı benzer bir davranışı tekrarlayarak çözüm arar.Düşüncelerini,taklit yoluyla,davranış ve tavır alışlarıkyla ortaya koyar.
Yapması istenen basit istekleri yerine getirebilir.Oyuncaklarını bir sepete koyabilir.
Kitap sayfalarını üçer-beşer çevirebilir;tek tek çevirmeyide becerebildiğini,zaman zaman,ortaya koyar.
Kağıdı katlamaya çalışır;el seçimini ortaya koyar;ancak zamanla bu seçimi kendiliğinden değiştirebilir.
Tahta küpleri kutudaki yerlerine yerleştirebilir.
Bir kelimelik cümleler çoğunlukta olmakla birlikte,iki kelimelik zaman zamanda,üç kelimelik cümleler kurabilir.
Öz-yönelim çok güçlüdür;sevdiği kişi ve nesneleri paylaşmak istemez.Mutluluk ve haz duygularını,yoğun biçimde,belli eder.Utanma,korku,öfke kıskanma duyguları belirir.
Diğer çocuklara ilgi artar.Onlarla birlikte olmak ister;ancak,yan yana sürdürülen paralel oyunlar görülür.
Dışkılama kontrolü gelişmektedir.
3 YAŞ ÇOCUĞUNUN GELİŞİM ÖZELLİKLERİ
Büyük ve küçük kas aktivitelerinde daha başarılı, daha fazla kontrole sahiptirler. Daha istekli, ilgili arkadaş canlısı ve daha bağımsızdırlar. Hikaye dinlemek ve tekrarlamaktan hoşlanırlar. Dikkat süreleri hala çok kısadır. Üç ve daha fazla kelime içeren cümleler kurabilirler. Hala hatalı konuşmakla birlikte konuşmalar daha anlaşılır şekildedir. 1000 kelime hazinesine sahiptirler. İki-üç emri arka arkaya yerine getirebilirler. Su köşesi aktivitelerinden hoşlanırlar.
Zihinsel Gelişim Özellikleri
Yapılabilecek Aktiviteler
Üç objeyi seçme ve sayma
a. Her çocuk için masaya çatal, kaşık, tabak koymalarını isteme
b. Bahçeden seçerek üç çiçek toplamasını isteme
Dört-altı rengi tanıma ve eşleştirme (önce kırmızı, yeşil, mavi, sarı daha sonra kahverengi, siyah, turuncu, mor)
a. Bir daireyi her biri farklı renk olacak şekilde altı eşit parçaya bölme ve çocuktan bu altı rengi seçerek etrafına yerleştirmesini isteme
b. Altı tane renkli kutu ve altı tane aynı renkteki fasulye torbaların çocuğa vererek, uygun renkteki fasulye torbasını uygun kutuya fırlatmalarını sağlama
c. Bir kutuya 8-10 tane farklı renkte nesne koyarak çocuktan ismi söylenilen renkteki nesneyi bulmasını isteme
Merdivenleri tek adımlarla çıkabilir.
Tek ayak üzerinde durabilir zıplar;parmak uçlarında yürüme denemeleri yapar.
Koşmayı daha iyi becerir;köşeleri rahatlıkla döner,hızını artırabilir ve azaltabilir.Zaman zaman tökezlenir ve düşer.
Ayakkabılarını (genellikle ters) giyinbilir;ancak bağcıklarını bağlayamaz.
Basit giysileri ğiyiyebilir. ve çıkarabilir.
ANNE BABALARA ÇOCUK YETİŞTİRMEDE ÖNERİLER
ANNE BABALARA ÇOCUK YETİŞTİRMEDE ÖNERİLER
Anneler ve babalar;
Çocuklarınız sürekli bir büyüme ve değişme içindedir. Sizin çocuğunuz olsa da sizden ayrı bir kişilik geliştirmektedir. Onu tanımaya ve anlamaya çalışın.
Çocuğunuz, yaşamı deneme ve taklit yoluyla öğrenir. Ona ayak uydurmakta zorluk çekebilirsiniz. Onları oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarında özgür bırakın. Onu her yerde ve her zaman koruyup kollamayın. Onu, küçük diye şımartmayın. O zaman çocuğunuz hep çocuk kalmak ister. Çocuksu davranışlar sergiler.
Her istediğini istediği zaman elde edemeyeceğini onlara öğretin. Onlara, yerli yersiz söz vermeyin. Sözünüzü tutamazsanız sizlere olan güveni azalır. Çocuğunuza kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığını görünce onu sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakları ona, “aile kuralı” olarak benimsetin. Çünkü hiç kısıtlanmayınca ne yapacağını şaşırırlar. Ona karşı tutarsız davranışlar sergilemeyin. Çünkü onlar, tutarsız davranışlarınız karşılığında hem bocalar hem de onlardan yararlanırlar.
Çocuğunuza sürekli nasihat vermeyin. Onlar nasihatinizden daha çok davranışlarınızdan etkilenirler. Yanlış yapmaktan korkmayın. Çünkü çocuklar, bunları çabuk unutur. Birbirinize karşı saygı ve sevgiyi koruyun. Aranızda saygı ve sevginin azaldığını görmek onları yaralar ve sürekli tedirgin eder.
Çok konuşup çok bağırmayın. Çünkü onlar yüksek sesle konuşulanları pek duymazlar. Yumuşak ve kesin sözler, onlarda daha iyi iz bırakır. “Ben senin yaşında iken....” vb. sözlerle asla kulak asmazlar.
Kendinizle özdeşleştirmeyin. Onları olduğu gibi kabul edin. Yanılma payı bırakın. Küçük yanılgılarını büyük suçmuş gibi başına kakmayın.
Korkutup, sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak usandırmaya çalışmayın. Yaramazlıkları için onları kötü çocukmuş gibi yargılamayın. Yanlış davranışları üzerine durarak düzeltin. Ceza vermeden önce mutlaka onu dinleyin. Suçunu aşan cezalar vermeyin.
Onu dinleyin. Çünkü öğrenmeye en yatkın olduğu anlar, soru sorduğu anlardır. Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun. Gerçekleri söyleyin. Soru sorma şevkini kırmayın ve özenle cevaplandırın.
Onları, yeteneklerinin üstünde işlere zorlamayın, başarabileceği işler için güdüleyin. Ona, güvendiğinizi belli edin, onu destekleyin ve çabasını övün.
Onu başkalarıyla karşılaştırmayın, umut-suzluğa kapılmasın. Yaşının üstünde olgunluk beklemeyin.
Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın. Öğrenmesi için zaman tanıyın. Dürüst davranmadığı zaman, çok fazla üstüne gitmeyin. Onu, yalan söylemeye sevk etmeyin.
Sizi çok bunaltsa da soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızabilirsiniz, ama onu aşağılamayın. Yoksa o da sizi yabancıların yanında güç duruma düşürebilir.
Çocuğunuza karşı haksızlık ettiğinizi fark ettiğinizde, ona açıklamaktan korkmayınız. Açıklamalarınız, sizi ona daha çok yakınlaştırır. Bunu zayıflık olarak görmeyin ve kullanmasından korkmayın.
Unutmayın ki, çocuğunuz sizi olduğunuzdan daha iyi görür. Kendinizi ona karşı yanılmaz ve erişilmez olarak göstermeye çabalamayın.
Ondan “örnek çocuk” olmasını beklemeyin. Çünkü o, sizden kusursuz olmanızı beklemiyor. Sevecen ve anlayışlı olmaya çalışın.
Çocuğunuza zorla yemek yedirmeye çalışmayın. Yemek yedirirken rahat davranın ve sağlıklı yiyecekleri alternatif olarak sunun. Çocuğunuz onlar arasından seçimini yapacaktır. Çocuğunuzun yeme isteğini yükseltin. Yediğinden emin olduğunuz yemek veya yemek çeşitlerini mutlaka sofrada bulundurun.
Yemek saatinden önce abur cubur şeylerle onun karnını doyurmayın. Yemek saatinde, onun acıkmış olması gerekmektedir.
Yemeklerin görüntüsünün iştah açıcı olmasına dikkat ediniz.
Tatlıyı (çikolatayı, şekeri...) yemeklere karşı rüşvet olarak kullanmayınız. Böylece tatlının yemeklerden daha çekici olduğunu düşünmezler. Yemek ya da yemekler arasında seçim yapabilirler. Herkes için yemek pişirmeyin, onun sevmediği yiyecekleri yenileriyle karıştırın. Yemek saatlerinin bütün ailenin zevk aldığı bir zaman dilimi olmasını sağlayın.
Çocuklarınız, dövüşür, atışır ve kavga ederler. Kavgayı önleyemezsiniz ama onunla baş etme ya da daha aza indirmek sizin elinizdedir.
Çocuklar genellikle günün belli saatlerinde ve belli durumlarda kavga ederler. Kavganın gerçek nedenini saptamak için ailenizi çok iyi gözlemleyin ve bunlara çözüm bulmaya çalışın
Çocuklarınız kavga ettiği zaman hakemlik yapmayın, “kim başlattı” vb. sözlerle tartışmanın içine girmeyin. Onlara kavgalarla baş etme sorumluluğunu verin. Odadan çıkın, onların sizi kullanmasına izin vermeyin. Ancak olayın kötüye gittiğini hissettiğiniz durumlarda araya girin.
Unutmayın; olayın ne kadar dışında kalırsanız çocuklarınız da kendi aralarındaki anlaşmazlıkları çözmede o kadar yaratıcı olacaklardır. Çocuklarınıza birbirlerine sevgilerini göstermelerini onlara öğretin.
Çocuklarınız, zaman zaman şiddet duygusuna kapılabilirler. Bunu engelleyemezsiniz. Ama şiddet davranışlarını engelleyebilirsiniz. Bunun için çevreyle ilişkilerinde şiddet hareketlerine sapmalarını engelleyecek kurallar koyun ve bunları ödün vermeden uygulayın.
Şiddet duygularını bastırmayın, duygularını size dökmesine fırsat verin. Böylece onları rahatlatmaya çalışın. İçten içe şiddet ve nefret duygularının gelişmesini engeller.
Çocuklarınıza kitap sevgisini, küçük yaşlarda kazandırmaya çalışın. Çünkü onlar 0-6 yaşta ne almışlarsa 70 yaşında da o birikim iledir. Kitaba karşı ilk ilgi ve merakın uyanması, okuma öncesi dönemine rastlar. Çocuğun eline verilen bol renkli, resimli kitaplar, ona anlatılan çeşitli öyküler, masallar, oyun oynama düşlerine seslenen dizeler, tekerlemeler bu dönemde çok önemlidir.
Çocuğun resimli kitabı eline alıp, kendi kendine yüksek sesle bir şeyler okuyup anlatıyormuş gibi yapması, çözemediği gizemli harflerin ardından çeşitli dünyaların da olduğunu, kavradığını gösterir. Okumayı öğrendikten sonra, harflerin ötesinde heyecan uyandırıcı, şaşırtıcı renkli dünyaların kimsenin yardımı olmadan kendi kendine çözümlemeye başlar. Artık kitap okuma çocuk için ayrılmaz bir bütün olur.
Okumak; düşünerek, benimseyerek, özümseyerek bireyin hayat görüşünü belirler. Çocuklarınızın sevgi, dostluk, barış ve iyi değerleri içeren konulu kitapları okumasını sağlayın. Vurdulu, kırdılı, ezberciliğe dayanan, kin ve nefret konulu kitapları okumalarına izin vermeyin.
Çocuk kitaplarında çevre, barış, eğitim, sevgi ve aşk, kadın erkek eşitliği, insan hakları, kuşaklar arası çatışma, geleneklerle hesaplaşma gibi kavramlarına yer verilmelidir. Bağnazlık ve ön yargıdan uzak olmalı, ırk üstünlüğü ve din ayrımı gibi inançlar aşılanmamalı, yurt sevgisi ve ulusal değerler aşılanmalıdır. Uluslararası düşmanlıklar körüklenmemeli, yiğitlik abartılmamalıdır. İnsan, çocuğa olumlu ve olumsuz yönleri ile tanıtılmalı, katı ahlak kuralları yerine insani değerler, hoşgörü ve esneklik esas alınmalıdır.
Sosyal Pedagoji ve Halk Eğitiminin Hedefleri
Sosyal Pedagoji ve Halk Eğitiminin Hedefleri
Aileleri korumak ve sağlıklı bir ortamda geliştirmek.
Çocukların sosyalleşmesine yardımcı olmak.
Kişilere sosyal ahlâk ilkeleri çerçevesinde sosyal sorumluluk aşılamak.
Toplumun genel kültürel, meslekî ve eğitim ihtiyacını karşılamak. Özellikle meslek veya sanat sahibi olmayanlara meslekî bilgi ve beceri öğretmek.
Bireyin kişisel yeteneklerini geliştirmek.
Bireyin toplum içindeki görevini daha iyi kavramasını sağlamak. Sosyal uyumuna ve gelişimine yardımcı olmak.
Örgün eğitim kurumlarından yararlanamamış olanlara temel eğitim olanakları sunmak.
Örgün eğitimden geçmiş kişilere belirli alanlarda duydukları eksikliklerini giderebilmek için tümleyici ve yenileyici eğitim sunmak.