Cesaret Nedir?
Cesaretin ne olduğuna dair çocukların kafası karışık olabilir. Bunun okulun kabadayısıyla kavga etmek, arkadaşlarının söylediği tehlikeli bir şeyi yapmak ya da bir uçurumdan suya atlamak anlamına geldiğini sanabilirler. Herhangi birisi onlara çelimsiz, korkak tavşan der demez, hemen cesaretleri¬ni ortaya koymaları gerektiğini düşünürler. Yetişkinler, bunun cesaretle ilgisi olmadığını bilir. Cesaret, iyi bir şey için makul riskler üstlenmek, inanılan bir şeyin arkasında durmak, başkalarının hakkını savunmak ve başkalarının görüşü ne olursa olsun kendin olmaktır. Çocuğunuza tanıdığınız cesur insanları ve hayatınızda kendinizi cesur his¬settiğiniz dönemleri anlatın. Cesareti anlatmak için birlikte bir resim yapın ya da bir kitapçık hazırlayın. Çocuğunuz ne zaman cesurca bir şey yaparsa, bunu fark ve takdir ettiğinizi belirtin.
16 Ekim 2008 Perşembe
Cesaret Nedir?
Arkadaş Oyun Oynamaya Geldiğinde
Arkadaş Oyun Oynamaya Geldiğinde
Çocuklarınız daha küçücükken arkadaşları eve oynamaya geldiğinde veya onlar başkasının evine oynamaya gittiğinde nasıl davranılması gerektiği konusunda konuşmaya başlamalısınız. Çocuğunuz üç yaşındayken arkadaşını kapıda nasıl karşılayacağınızı ve yapılacak ilk şeyi arkadaşının seçmesi gerek¬tiği üzerine konuşabilirsiniz. Çocuk için arka¬daşını öne geçirmek zordur, ancak bu eve gelen misafirle ilgili bir kuraldır. Konuşabileceğiniz diğer konular şunlardır:
Davet edilmeyi beklemek; gidilen evin kural¬larına uymak; başkasının evindeyken yardım etmek; faaliyet seçiminde işbirliği yapmak; sizi davet eden çocukla oynamak; sizinle aynı şeyi yapmak istemeyen misafiri dikkate almak; size ait olmayan bir şeyi almadan önce sormak; alınan her şeyi tekrar yerine koymak; ve sizi oynamaya davet eden ev sahiplerine teşekkür etmek. Yetişkinlerin terbiyeli çocuk¬lardan hoşlandıklarını ve böyle çocukları tekrar davet ettiklerini sürekli tekrarlayın.
Sofra Adabı
Sofra Adabı
İnsanların çoğu, aşağıdaki sofra adabı kural¬larını uygular:
• Yemeğin bulunduğu tabağın uzatılmasını
rica etmek.
• Çatal, bıçak ve kaşığı düzgün biçimde kul¬
lanmak.
• Dirseklerini masaya koymamak.
• Masadan kalkarken özür dilemek.
• Herkes yemeğini bitirene kadar sofrada
beklemek.
• Ağız kapalıyken çiğnemek.
• Sakin oturmak.
• Yemeye başlamadan önce yemeği pişirenin
masaya oturmasını beklemek.
• Lütfen ve teşekkür ederim demek.
Adabın edinilmesi için egzersiz yapılmalıdır. Bunun örneklenmesi de gerekir. Küçük çocuklar yukarıda sıralanan kuralların hepsini yapamayabilir, ancak ailenin öteki fertlerinin sofrada böyle davrandığım gördükçe, onlar¬dan öğreneceklerdir. Ailenizin uymak istediği sofra kurallarının bir listesini çıkartın. Bu listeyi yemek masasının yakınına asın. Her hafta bir kuralı seçip üzerinde çalışmak yararlı olur. Yemeğe başlamadan önce bu kuralı söyleyin ve herkes kendisini gözlesin. Yemekten sonra bu kuralı uygulamada başarılı olduğunu söyleyen, kendisine bir yıldız koyabilir.
Ahmet Lütfen Dedi
Ahmet Lütfen Dedi
"Lütfen" ve "Teşekkür Ederim" alışkanlığını kazanmak için eğlenceli bir oyun oynayalım. Birisi ilk başta lider olsun. Lider her komuttan önce "Lütfen", her komuttan sonra da "Teşekkür Ederim" desin. Komutlar, "Lütfen burnunuza dokunun", "Lütfen gözlerinizi kapayın" ve "Lütfen halka halinde dönün" gibi basit olmalıdır. Eğer lider "lütfen" demeden komut verir ve oyunculardan biri bu komutu yerine geti¬rirse, o oyundan çıkar. Lider de her komut yerine getirildikten sonra, "Teşekkür ederim" demezse, oyundan çıkar. Bu durumda oyun¬dan çıkmış olanlardan biri lider olur. Haydi, oynamaya başlayın. Ne kadar çok oynarsanız, bu alışkanlık da o kadar yerleşir.
21 Eylül 2008 Pazar
İletişimde İfade Hataları
İLETİŞİMDE İFADE HATALARI
Çocuklar ve yetişkinler arasında çıkan en büyük sorun, çocuğun veya gencin olumsuz davranışları sonunda oluşur. Gencin yapmış olduğu davranış yetişkin tarafından kabul edilmediğinde genellikle gösterilen tepkiler şöyledir: “Sen nasıl bunu yaparsın ? Ne laf anlamaz çocuksun ? Ne zaman adam olacaksın ? Geri zekalı !.....” Bu çıkışmalar kızgınlık ifadesidir. Burada özellikle kullanılan ifade tarzı kişiye yönelik SEN mesajı, sen-dilidir. Toplumumuzda kızgınlık ifadeleri genellikle sen dili ile yapılır.
Ancak sen dili ile yapılan ifadeler, kızgınlığın gerçek nedenlerini açıklamaz. Olumsuz davranışın karşıdaki üzerindeki belirgin etkileri açık değildir. Gençlerle yapılan mülakatlarda, gençlerin çoğu zaman yetişkinlerin neden kızdıklrını pek anlayamadıklarını gösterir. Sen mesajında açık olan tek şey saldırıdır. İfade edilen kızgınlık davranışa değil, kişiliğe yöneldiği için gencin onurunun kırılmasına neden olduğu için direnmesine ve karşılık vermesine neden olur.Sen dili ile ifade edilen kişiliğe yönelik kızgınlık bireyler üzerinde onarılmaz yaralar açar. Kimlik duygusunun ve özgüvenin yaralanmasına yol açar. Zamanla gençte sen dilini kullanmayı öğrenir. Ve karşılıklı çatışmalar yaşanır.
Bunun çözümü BEN dili ile konuşmaktır. Ben dili yatişkinlerin olumsuz davranış sırasında yapmakta olduğu olumsuz etki ve duyguları açıklayan dürüst ve sorumlu bir kırgınlık ifadesidir. “ Ulan, kes şu müziğin sesini” demek yerine “müzik bu kadar yüksek açılınca okuduğmu anlamıyorum” demek, karşı tarafa kızgınlığın nedenini açıkladığı gibi, gencin kişiliğine bir saldırı niteliği taşımadığı için dinlenme ve uyulması daha olasıdır. Ben mesajları gerçek yaşantı ve duygularımızı ortaya koyduğundan, onun bizi ve gereksinimlerimizi daha iyi görebilmesine ve savuncu tutuma geçmeden sorumluluğunu kabul etmesine yardımcı olur.
Çocuğun davranışını kendi isteğiyle ve bize verdiği değer yüzünden değiştirebilmesi için, sorunumuzun ve kızgınlığımızın nedenini bilmesi gerekir. Bunun için 3 türlü bilgi gerekir:
1.Sorunu yaratan davranış hangisidir?
2.Bu davranışı bizi nasıl etkilemektedir?
3.Bu etkinin bizde uyandırdığı duygular nelerdir?
Bu 3 bilgi içeren mesaj “ben” mesajıdır. Ben mesajı bu üç bölümü içermelidir.
1.Kabul edilmeyen davranışın yargısız, suçlayıcı olmayan tanımı: “Ne saygısız çocuksun” yerine, “neden saygısız?” hangi davranış.
“Müziği bu kadar yüksek açtığın zaman ...” davranışın tanımıdır.
2.Bu davranışın bizde oluşturduğu etki:
- Başım ağrıyor,
- Okuduğumu anlamıyorum,
- Konuşmaları duyamıyoruz gibi...
3.Olumsuz davranışların bizde yaraattığı duygular.
- Sinirleniyorum, kızıyorum, üzülüyorum, korkuyorum.
Dolayısıyla ben dili ile ifade edilen kızgınlık, başkaları hakkındaki değerlendirme ve yorumlarımızı değil, bizim olay karşısındaki gerçek duygu ve yaşantımızı açıklar. Duyguların açıklanması ve ifade edilmesi çok önemlidir. İnançlar, zevkler, değerler ve düşünceler insandan insana farklılık göstersede, duygular bütün insanlarda aynıdır. Sadece yoğunluğu değişir. Buda bireylerin birbirlerini anlamalarını kolaylaştırır.
BEN dili ile konuşmanın 3 tür olumlu etkisi vardır.
1.Konuşanı rahatlatır. Duyguların açıklanması kişinin rahatlamasına ve birikim yapmamasına yol açar.
2.Belirgin etkiyi düşünen yetişkin, bazen belirgin bir etki olmadığını farkeder. Aslında kızgınlığın çocuğun davranışı ile ilgili olmayıp, özel yaşantısında karşılaşmış olduğu bir olumsuz durumdan kaynaklandığını farkeder.
3.Ben mesajında gence karşı bir saldırı olmadığı için savunma durumu ortaya çıkmaz ve çocuk, yetişkinin gereksinimini karşılamak amacıyla, davranışın sorumluluğunu üstlenir; değiştirmeye yönelebilir. Bu durumda çocuk dış kontrol ve tehdit yerine iç kontrol ve denetim kazanır.
Çocuk Eğitiminde Ben Dili Kullanılması
ÖĞRENCİ İLE ETKİLİ İLETİŞİM - İLETİŞİMDE BEN DİLİNİN KULLANILMASI
Karşılıklı iletişim sırasında oluşan sorunların büyük bir bölümü, bizlerin olaylara ve davranışlara yönelttiğimiz bakış açısı ve yargılar nedeniyle oluşur. Özellikle çocukların davranışlarını yorumlarken, değerlerimiz ve eğitimden kaynaklanan yargı etiketleri ile tepkiler oluştururuz. Oysa önemli olan davranışlarla yargıları ayırabilmektir.
Örneğin; oyuncağını arkadaşlarıyla paylaşmak istemeyen çocuk,
Davranış; oyuncağını arkadaşına vermiyor,
Yargı; Bencil, düşüncesiz, paylaşmasını bilmeyen etiketler.
Sorunları ayırtedebilmek ve müdahalelerimizi gerken yerlerde doğru olarak yapabilmek için bir davranış penceresi çizelim.
İzlediğimiz her kimsenin davranışı bu pencere içinde yer alır. Davranışların kabul edilip edilmemesi bizlerin o davranışa tanık olduğumuzda yaşadığımız duygularla bağımlıdır. Davranış oluştuğunda olumsuz duygular yaşıyorsak davranışı kabul etmeyiz. Olumlu duygular yaşıyorsak o davranışı görmezden gelebiliriz. Kabul çizgisinin değişkenliğini 3 önemli etken yaratır:
1 - Ben
2 - Çocuk
3 - Çevre
Çocuk > Davranışın kabul edilip edilmemesi çocuğun yaşına, davranışın tekrar sayısına ve bize benzemesine bağlıdır. Çocuğun bizim kafamızda var olan değer yargıları çerçevesinde gösterdikleri davranışları kabul etmemiz daha kolaydır.
6 Eylül 2008 Cumartesi
Bir Mevsim Resmi Yapın
Bir Mevsim Resmi Yapın
Herkesin aynı kâğıda bir şeyler kattığı bir sanat pro¬jesi üzerinde çalışmak, çocuklara birçok işbirliği becerisinin egzersizini yapma fırsatı verir. Tasarımla ilgili mutabakata varırlar, birbirlerinin fikirlerini din¬lerler, birlikte çalışırlar ve kendi önceliklerinin bazılarından vazgeçerler. Ailecek bir yürüyüş yapın ve çiçek, ot, kum, tohum, bitki, yaprak, kök, toprak, ağaç kabuğu, böğürtlen, taş gibi şeyler toplayın. Yürüyüşe çıkarken topladıklarınızı koymak için yanınıza yumurta kabı alın. Eve döndükten sonra yapacağınız şey bir karton ve yapışkan edinmektir. Herkesin toplanmış olan doğal nesnelerle kendi katkısını yaptığı ortak bir resim oluşacaktır. Burada yönetici yoktur. Bu tabiat kolajını yaratmak için herkes birlikte çalışmalıdır.
Sessiz ve Tek Başına
Sessiz ve Tek Başına
Bir evde başkalarıyla birlikte yaşıyorsanız, kimi zaman yalnız kalmak istersiniz. Herkesin yalnız kalabileceği bir mekânı ve zamanı yaratmak için elbirliği yapmak gerekir. Fiziksel olarak tek başına kalmak mümkün olmayabilir, ancak herkesin yarım saatini başkalarından ayrı ve ses¬sizce geçirmesi sağlanabilir. Bu, huzur ve sessiz¬liğin tadını çıkararak düşünmek, okumak, yaz¬mak veya sadece dinlenmek için iyi bir süredir. Telefonu, radyoyu, televizyonu kapatın. Hepinizin o kadar hoşuna gidecektir ki, her hafta bunu tekrarlamak isteyeceksiniz.
Aile Bahçesi
Aile Bahçesi
Eğer bir parça toprağınız varsa, burayı birlikte güzel bir bahçe haline getirebilirsiniz. Herkes bir parçayı alsın ve buraya istediği çiçek veya sebzeyi eksin. Renkli bitki kataloglarına veya fotoğraflarına bakmak, çocuklara hangi bitkiyi dikecekleri konusunda karar vermede yardımcı olur. Böylece bahçe düzenlemesi bittiğinde genel görünümün nasıl olacağı hakkında da bir fikir verir. Tohumlarla toprakta adlarını yazmak çocuklar için çok eğlendiricidir. Çiçekler açtığında yarattıkları sanat eserinin kendi adlarını taşıması karşısında çok heyecanlanacaklardır. Herkesin mutlu olması için tohumlarla ailenin soyadını da yaza¬bilirsiniz.
Ruh Hali Yaratın
Ruh Hali Yaratın
Evinizde çok farklı ruh halleri yaratma olanağınız vardır. Klasik müzik çalarken ruh hali rock müziki çaldığı zamankinden çok farklıdır. Bir piknikteki duygular mum ışığında yemek yenirken olan duygulardan daha değişiktir. Fıkraların anlatıldığı akşamdaki ruh hali ailecek politika tartıştığınız akşamdakinden farklıdır. Yaratıcı enerjinizi kullanarak hep birlikte akşam için bir ruh hali seçin. Sonra o akşamı birlikte planlayın. Bunun için nelerin yapılması gerektiğine ve kimin yapacağına karar verin. O akşam geldiğinde, herkesin işbirliği yapmasını ve yaratılan ruh halinden hoşnut olmasını sağlayın. Bir süre sonra bunun gibi bir başka akşam düzenleyin ve her aile ferdi yeni bir ruh haline girme fırsatına kavuşsun.
İlkbahar Temizliği
İlkbahar Temizliği
Herkesin evde olduğu bir gün dolap, çekmece veya bodrum temizliği örgütleyin. Herkes artık kullanmak istemediği giysileri, oyuncakları, resimleri, kitapları ya da benzeri şeyleri evin belli bir yerine getirsin. Bunları satmadan veya başkalarına vermeden önce, herkes öteki aile fertlerinin artık istemediği şeylerin arasından almak istediğini alsın. Aile bireylerinin "alışverişinden" sonra geriye kalanları ister satın, isterse yardım kuruluşlarına verin. Bu, küçük çocukların büyük çocukların oyuncak ve giysilerinin hiçbir seçme fırsatı olmaksızın kendile¬rine verildiği duygusundan kurtulması için harikulade bir yöntemdir.
Birbirine Bağlayın
Birbirine Bağlayın
Bacaklarından birbirine bağlı çocukların bir hedefe doğru ilerlemeye çalıştıkları yarışı anımsayın. Burada anlatacağımız oyun, bunun biraz değiştirilmişidir; çocuklara hem gülüp hem eğlenirken nasıl işbirliği yapılacağını ve nasıl birlikte çalışılacağını öğretir. İki çocuğu el ve ayak bileklerinden yan yana durabilecekleri şekilde bir¬birine bağlayın. Sonra da yapmaları için bir ev işi verin. Bu işi nasıl yapacakları, birlikte nasıl yürüyüp hareket edecekleri ve hangi elin ne yapacağını konuşmak zorunda kalacaklardır. Görevi tartışırlarken, kahkahaların patlamasına çalışın. İşbirliği başka bir kişiyi dikkate almaktır. Birbirine bağlı olmaktan daha iyi bir yöntem olabilir mi?
İşbirliği
İşbirliği
Ailenin gücü kısmen hazır bir ekip olmasından kaynaklanır. Anne-babalann ve antrenörlerin çoğunun bildiği gibi, zor olan takım ruhunu ve ortak bir amaç için birlikte çalışma isteğini yaratmaktır. Çocuk ilk önce aile içinde başkalanyla geçinmeyi, birlikte bir şey yapmayı, paylaşmayı ve her zaman ilgi odağı olmamayı yaşar. Hepimiz bireysel ihtiyaçlarımızı grubun ihtiyaçları için bir kenara koymayı öğreniriz. İşbirliği yapmayı öğrenmek çocuğunuzu gelecekte okulda, ilişkilerinde ve çalışma hayatındaki başarılan için değerli bir araçla donatacaktır.
'Ekip çalışmasının en güzel yanı, her zaman yanınızda birilerinin olmasıdır."
—Margaret Carty
Yavaş Hareket
Yavaş Hareket
Çocuklarınızın aşın hızlı hareket ettiğini sürekli gözlemekte misiniz? Siz daha marketin giriş kapısındayken onlar onu-bunu alarak dükkânın içinde koşuşturur; veya bir arkadaşınıza gide-ceksinizdir, ne zaman ve nasıl gidilecek diye sizi kızdırırlar; ya da yemeklerini o kadar hızlı yerler ki, yediklerinin nefes boru¬larına kaçacağından eminsinizdir. Şimdi eğlenceli bir şekilde yavaş hareket etmeyi özendiren bir oyun önereceğiz. Herkesin evde olduğu bir akşamı seçin. Birisi "AĞIR ÇEKİM" diye bağırsın ve herkes hangi işle meşgulsa, o işi bir dakika yavaş yavaş yapsın. Bir dakika sonra, gene herkes normal faaliyetine geri dönsün. Alışılmış hareket hızıyla geçen beş dakika sonra, başka birisi "AĞIR ÇEKİM" diye bağırsın ve herkes gene yavaşlasın. Herkesi eğlendirdiği sürece, bu oyunu oynayın. Amaç, bu davranışı herkesin aşın hızlı davrandığı durumlarda da sürdürmesidir. "AĞIR ÇEKİM" sözcüğü herkesin anlayabil¬diği bir özel şifre haline gelecektir.
Umumi Yerlerde Sessizlik
Umumi Yerlerde Sessizlik
Çocuklarınızdan susmalarını istediğinizde bu her zaman pek kolay değildir. Bir olayı prova etmek üzere hep birlikte aşağıdaki oyunu oynayın. Yakınlarda bir doktor ya da dişçi muayene¬hanesine veya bir kütüphaneye gideceksiniz ya da yaşlıları ziyaret edeceksiniz veya ailecek bir restoranda yemek yiyeceksiniz. Yukardaki durumlardan birini seçin ve mahsuscuktan olay yeri düzenleyin ki, herkes durumla ilgili davranabilsin. Sonra gerçek durum ne olursa olsun, uygun ses tonunu seçerek oynamaya başlayın. Birçok durumda, alçak sesle konuşmak saygılı olmanın bir şeklidir. Bu durumlarda alçak sesle konuşmanın niçin takdir edildiğini çocuklara anlatmak da yararlıdır.
Başkalarına Saygılı Olun
Başkalarına Saygılı Olun
Çocuklar başkalarına nasıl davranacaklarını büyüklerin kendilerine karşı davranışlarından öğrenir. Kendinize sürekli olarak şu soruyu sormanız her zaman yardımcı olacaktır: "Eğer karşımdaki bir misafir ya da bir arkadaşım olsaydı, aynı durumda ne yapardım?" Başka sözler¬le ifade edelim: Bir işle meşgul olduğunu gördüğünüz halde çocuğunuzun hemen yanınıza gelmesini istiyorsanız, ona birkaç dakikalık uyan süresi tanıyın. O zaman sizin bir işle meşgul olduğunuzu gördüğü halde yanına gelmenizi istediğinde nasıl davranması gerektiğini bilecek¬tir. Çocuklar başkalarına saygı göstermeyi, anne ve babaların başka insanlarla nasıl ilişkide olduklarını izleyerek öğrenir. Bir garson, bir sekreter ya da bir banka müdürüyle nasıl bir yaklaşımla konuşuyorsanız, çocuğunuz da aynı şekilde davranacaktır. Çocuklar saygıyı yaşayarak öğrenir. Bu nedenle örnek olmanız gerekir.
Mahremiyete Saygı
Mahremiyete Saygı
Ailede her bireyin mahremiyetiyle ilgili bireysel hakkını yansıtan kurallar koymak çok önemlidir. Bu kuralları koymak için aile meclisini toplayın. İçeriye girmeden önce kapıyı vurmak, bir şeyi ödünç almadan önce sormak, başkalarının mektup¬larım açmamak, telefonda kiminle konuştuğunu sormamak ve kulak misafiri olmamak gibi kurallar oluşturun. Bunlar çocuklara rehberlik edecek ve zihinlerinde en kalabalık bir evde dahi mahremiyetin bulunduğu ve insanların saygı gös-terilmesi gereken mahremiyet haklan bulunduğu fikrini oluşturacaktır.
Saygı
Saygı
Eğer saygı hayatımız boyunca başkalarından görmek istediğimiz bir şey ise, o zaman bunu göstermek de öğrenmemiz gereken bir şeydir. Birisine saygı gösterdiğimizde, onu düşünmeye değer buluruz. Bir başkasına saygı gösterme çabasında bulunulduğunda verilen mesaj nettir: "Seni görüyorum ve sana değer veriyorum."
"Erdemli ve terbiyeli bir yaşam, her insanın sonsuz değer taşıdığı fark edildiğinde başlar."
Gruptan Dışlanma
Gruptan Dışlanma
"Grup" tarafından dışlandığı için üzüntü içinde kendilerine koşan çocuğa ebeveynlerin tepkisi çoğu kez şöyle olur: "Senin o arkadaşlara ihtiyacın yok."; "Sen onlardan daha iyisin, boş ver." veya "Seninle aynı değerde başka arkadaşlar bul." Oysa bir gruba mensup olmak yetişkinliğin bir parçasıdır ve bu çocuğunuz için çok önemlidir. Çocuğunuz arkadaşlığın bu yönüyle ilgili sorunlar yaşarken, aşağıdaki bazı hususları hatırlamakta yarar vardır:
• O gruba girmemesi için kendi duygusal açıkla¬
malarınızı iletmek yerine, çocuğunuzdan gruba
nasıl girilebileceğini öğrenin.
• Öteki çocuklarla veya onların anne-babalarıyla
karşı karşıya gelerek çocuğunuz için mücadele
etmeyin. Çocuğunuzun duygularını dinleyin,
sonra birlikte çocuğunuzun nasıl tepki göster¬
mesi gerektiği konusunda mutabakata varın.
• Çocuğunuzun kendisini kabul ettirmesini teşvik edin. Sizin göreviniz onun arkasında durmak, moral ve
duygusal destek vermektir.
• Çocuğunuzun öteki çocukların giydikleri tarzda
giysiler giymesine izin verin. On yaşından
küçükken normal ve farklı görünmemek çok
önemlidir. Kavgalarınızı tam da bu yaşlarda seç¬
meniz gerekir. Giysiler ve saç uzunluğu ya da
sırt çantasının şekli tartışma konularınız içinde
yer almaması gereken şeylerdir.
• Çocuğunuza onun yaşındayken başınızdan
geçenleri ve arkadaşlarınızı anlatın. Bu,
kişiliğine ve kendisi için talep ettiği şeylere
öfkelenmeden ya da nutuk çekmeden kendi
değerlerinizi çocuğunuza aktarmanın iyi bir
yöntemidir.
Çocuğunuz size ne söylerse söylesin, hâlâ sizin görüşünüze değer verir. Bu nedenle söz konusu sorunla ilgili olarak aşın duygusal olmamaya dikkat edin, yoksa sorunları kendi başına çözmesini zorlaştırırsınız ya da bir daha sorunlarını sizle paylaşmaz.
Ailede Arkadaşlık Kurmak
Ailede Arkadaşlık Kurmak
Eski bir deyiş vardır: Ailenizi seçemezsiniz, ama arkadaşlarınızı seçebilirsiniz. Ne var ki, aile için¬deki ilişkilerde arkadaşlığı seçmek sizin eliniz¬dedir. Arkadaşlarınızla nasıl karşılıklı etkileşim içine girdiğinizi düşünün. Enformasyon paylaşımı, birbirini destekleme, birlikte eğlenme, vb. Biraz gayretle ailenizde de bütün bu unsurları yaratabilirsiniz. Nasıl başlayabileceğinize dair bazı önerilerde bulu-nalım:
• Günlük olayları konuşarak herkesin
hayatında neler olup bittiğine ilgi gösterin.
• Özel sorular sorun. "İyi bir gün geçirdin
mi?" yerine, "Coğrafya sınavın nasıl geçti?"
veya "Boyamaya başladığın resmi görebilir
miyim?"
• Bulaşık yıkarken birlikte dans edin.
• Yağmur altında yürüyüşe çıkın.
• Gazetelerdeki, okuduğunuz bir kitaptaki ya
da günlük olayları birbirinizle paylaşın veya
bir çizgi romanı ailecek izleyin.
Çocukların da katılabileceği ailecek
tartışmayı teşvik edin.
• Hayal gücünü geliştirmek için, "Eğer insan¬
lar ayda yaşasaydı nasıl olurdu?" şeklinde
sorular sorun.
• Çocuğunuzdan okulda öğrendiği bir şeyi size
öğretmesini isteyin.
• Lahmacun, pizza akşamları veya birlikte
mektup yazma geceleri düzenleyin.
• Çocuğunuzla ilgili bir anıyı, bir olayı ya da
çocuğunuzun yaşamakta olduğu bir deneyi
gündeme getirin.
Çocuğunuza örneklerle arkadaşlığın inşa edile¬cek bir şey olduğunu öğretin; iyi bir arkadaşa sahip olmak hem zaman hem de çaba gerektirir.